Obsesif Kompulsif Bozukluğun Nöropsikolojik Temelleri

17 Mart 2013
8.577 kez görüntülendi

Obsesif Kompulsif Bozukluğun Nöropsikolojik Temelleri

Obsesif Kompulsif Bozukluğun Nöropsikolojik Temelleri:

Bellek Odaklı Kısa Bir Gözden Geçirme Yazısı

 

Sabriye Nazlı BATAN

nazli_koylu[at]mynet.com

 

 

 

ÖZET: Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) beynin frontal korteks ve alt kortikal yapılarındaki anormallikler ile karakterize edilmektedir. OKB’li bireylerde görülen bilişsel bozukluklar hastalığın ağırlığı, seyri ve semptomların çeşitliliği bakımından farklılık göstermektedir. OKB’li bireylerdeki bilişsel işlevleri inceleyen sınırlı sayıdaki nöropsikolojik ve nöro-görüntüleme araştırmaları bu bireylerde özellikle yönetici işlevlerin ve görsel hafıza işlevlerinin bozuk olduğuna işaret etmektedir.

 

Anahtar Kelimeler: Obsesif kompulsif bozukluk, bellek, nöropsikolojik değerlendirme

 

ABSTRACT: Obsessive–compulsive disorder (OCD) have been characterized by abnormalities in the frontal cortex and subcortical structures of the brain, reflecting the dysfunction of frontal–striatal systems. Individuals with OCD have a characteristic pattern of cognitive dysfunction that differs among patients of varied severity, chronicity and symptom type. Few number of neuropsychological and neuroimaging studies examined cognitive function in patients with OCD showed specific cognitive deficits on tasks of executive and visual memory functions.

Keywords: Obsesive compulsive disorder, memory, neuropsychological assessment

 

 

1. OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK (OKB)

 

1.1. TANIMI

OKB bir anksiyete bozukluğudur. Hastalığın seyrinde, kişinin istemli çabası olmasına rağmen engelleyemediği, kişiye sıkıntı veren yineleyici düşünceler, dürtüler ya da zihinsel tasarımlar görülmektedir (1). OKB’de görülen, bu düşünce, dürtü ve zihinsel tasarımlar “obsesyonlar” olarak adlandırılırlar (2). OKB’nin, obsesyonlar dışında iki önemli bileşeninden daha söz etmek mümkündür. Bunlardan ilki, obsesyonlar nedeniyle kişinin yoğun olarak hissettiği endişe duygusudur. İkincisi ise, kişinin yaşadığı endişe duygusunu azaltabilmek için ortaya koyduğu davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. Nitelik olarak obsesyonlar ile büyük ölçüde benzerlik gösteren bu davranışlar ve zihinsel eylemler “kompulsyonlar” olarak bilinirler ve tıpkı obsesyonlarda olduğu gibi hastalık süresince yineleyen bir şekilde görülürler (1-3).

1.2. YAYGINLIK

Literatürde, OKB’nin ne kadar yaygın görüldüğüne dair net bir istatistikî bilgi bulunmamaktadır. Fakat bazı yabancı kaynaklarda, şu an Amerika’da 3,3 milyon kişinin (Amerikan toplumunun yaklaşık %2-3’ü) OKB tanısı almış olduğunu belirtilmektedir. Yine, aynı kaynaklarda OKB’nin başlangıcının çoğu zaman kişinin çocukluk dönemine ya da ergenlik dönemine rastlamakta olduğu ve eğer bu erken dönemde müdahale edilmezse hastalığın bir ömür boyu (çoğu zaman şiddetlenerek) devam edebileceği belirtilmektedir (4).

Literatürde, ayrıca, OKB’nin kadınlarda daha sık görüldüğü; hastalık başlangıç yaşının kadınlara nazaran erkeklerde daha erken olduğu; cinsiyete göre ve türüne göre obsesyonların görülme oranın farklılaşabildiğine (temizlik obsesyonları kadınlarda daha sık görülürken; erkeklerde kontrol etme davranışları daha sık görülmektedir) dair çeşitli bilgilere ulaşılmaktadır (5).

1.3. KALITIM

Kaynaklarda OKB’nin kalıtımsal bir zihinsel hastalık olduğuna dair çeşitli bulgular mevcuttur. Yakın akrabaların %20’sinde; tek yumurta ikizlerinin %60’ında ya da %70’inde OKB görülme olasılığının oldukça yüksek olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, OKB semptomlarının görülmeye başlandığı yaş ne kadar küçükse hastalığın ortaya çıkmasında o kadar çok genetik bir etkinin var olduğuna dair çeşitli görüşler mevcuttur. (3,4).

1.4. KOMORBİDİTE

OKB’nin sadece kendine özgü semptomları ve etiyolojisi ile değil; sıklıkla diğer bazı endişe ya da kişilik bozuklukları ile de ortaya çıkabildiği görülmektedir. Ruhsal bir bozuklukta, kendisi ile yaygın bir şekilde birliktelik gösteren diğer ruhsal hastalıkların da varlığının bilinmesinin, özellikle klinik uygulamalarda doktorun hasta hakkında doğru karar vermesi ve etkili bir tedavi uygulaması açısından büyük önem taşıdığı düşünülmektedir. Bu pratik fayda araştırmacıları ruhsal bozukluklardaki birliktelik durumlarını (comorbid conditions) incelemeye teşvik etmektedir (6).

Literatürde bu konuyla ilgili yapılmış birçok araştırma mevcuttur. Örneğin, OKB’nin eksen II bozukluklarıyla birlikteliğinin Türk örneklemi üzerinde incelendiği bir çalışmada, OKB’nin özellikle eksen II bozukluklarından A kümesindeki (şizotipal kişilik bozukluğu, şizoid kişilik, paranoid kişilik) ve C kümesindeki (obsesif kişilik bozukluğu, kaçınmalı [avoidant] kişilik bozukluğu, bağımlı kişilik) hastalıklarla birlikte görüldüğü tespit edilmiştir (7). Diğer bir çalışmada ise, OKB ile birliktelik gösteren en yaygın eksen I bozukluğun majör depresyon olduğunu, en sık görülen eksen II bozukluğunun ise obsesif kompulsif kişilik bozukluğu olduğunu görülmüştür (6).

2. BELLEK

OKB’deki bellek sorunlarının yorumlanabilmesinde sadece hastalık hakkındaki genel bilgiler yeterli olmayacaktır. Bu bilgilerin yanı sıra insanlardaki bilişsel mekanizmaların önemli bir parçası olan belleğin ve bellek türlerinin bilinmesi gerekir. Bu yolla normal bireylerdeki bellek süreç ve fonksiyonlarının özellikleri öğrenilerek aynı süreç ve fonksiyonlardaki bozulmalar OKB’li hastalar için de değerlendirilebilir.

İnsan hafızasını inceleyen araştırmalar, temel olarak deneyimlerimizi nasıl beynimize aldığımızla, bu bilgi ve deneyimleri beynimizde nasıl tuttuğumuzla ve daha sonra bunları farklı hafıza sistemleri aracılığıyla nasıl hatırladığımızla ilgilenmektedirler (8). Lezyon çalışmaları ve günümüzde oldukça ilerlemiş olan beyin görüntüleme teknikleri (örn., PET, fMRI) bu tür araştırmaların yapılmasını kolaylaştırmıştır (8, 9).

Belleğe içerik olarak bakıldığında, belleğin, açık (explicit/declerative) ve örtük/kapalı (implicit/nondeclerative) bellek olarak iki gruba ayrılabileceği görülmüştür. Buna göre, açık bellek, bilginin kişi tarafından bilinçli olarak ve isteyerek alındığı ve akılda tutulduğu bir bellek çeşidi olarak tanımlanırken; örtük bellek, kişi tarafından bilinçli bir hatırda tutma fonksiyonu içermeyen daha çok işlemsel içerikli bilgilerin alınıp, kodlandığı bir bellek mekanizması olarak tanımlanmaktadır (8, 10).

Lezyon ve görüntüleme çalışmaları, deklaratif bellek (episodik ya da semantik) işlevselliğinde beynin medial-temporal lobundaki hippokampal ve parahippokampal alanlar ile talamus ve hipotalamusun oluşturduğu diensephalik sistemlerin önemini göstermektedir (8). Bu beyin bölgelerinin neokortikal sistemler olarak adlandırıldığı bu çalışmalar, amigdalanın kısıtlı da olsa deklaratif ve kapalı hafıza süreçleri ile ilgisinin olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmalarda amigdala özellikle duygusal deneyimlerin bellekte temsilini sağlayan bir beyin bölgesi olarak değerlendirilmektedir (8, 11).

İçerik olarak, açık ve örtük olmak üzere iki sınıfa ayrılan bellek, bu sınıflar altında da farklı gruplar oluşturabilir. Örneğin, açık bellek kendi içinde episodik (otobiyografik) ve semantik (anlamsal) bellek olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır (8, 9). Bu gruplandırmaya göre, episodik bellek kişisel yaşantılarla ilgiliyken, semantik bellek daha çok temel gerçeklerin bilinmesiyle ilgilidir (9, 10).

Bellek süreçlerini içerik yönünden analiz etmek, bu süreçlerin niteliksel özelliklerinin anlaşılması bakımından büyük önem taşımaktadır. Ancak, belleğin niteliksel olduğu kadar niceliksel bir yönünün de olduğu dikkate alınmalıdır. Buna göre, bellek içerisindeki bilginin ne kadar uzun süre tutulabildiğine göre de kısa süreli bellek, çok kısa süreli bellek, çalışma belleği, uzun süreli bellek ve çok uzun süreli bellek olarak bazı gruplara ayrılabilir (9, 10, 12).

2.1. BELLEĞİN NÖROPSİKOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

Görüntüleme teknikleri ve lezyon çalışmaları bellek süreçlerinin anlaşılmasında araştırmacılara büyük kolaylık sağlamaktadır. Ancak, bilişsel işlevlerin ve bellek süreçlerinin anlaşılmasında sadece lezyon ve görüntüleme tekniklerinin kullanıldığını söylemek yanlış olur. Özellikle, bellek araştırmalarında kullanılan nöropsikolojik testlerin sağladıkları bilgi açısından önemli psikometrik kaynaklar oldukları bilinmektedir (13). Araştırmalarda kullanılan bellek testlerinin çoğu, uzun süreli-açık ve uzun süreli-örtük bellek fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Bu testler ile genellikle anımsama (recall) ya da tanıma (recognition) becerileri değerlendirilmektedir (10).

Belleğin nöropsikolojik açıdan incelendiği çalışmalarda farklı bellek türlerinin değerlendirilmesi için farklı testler kullanıldığı görülmektedir (14-16). Örneğin, episodik bellek unsurları direkt/açık bellek testleri (örn.,serbest hatırlama ve tanıma) uygulanarak ölçümlenirken, işlemsel bellek mekanizmaları direkt olmayan,/kapalı bellek testleri (örn.,ipucu verilerek hatırlama) kullanarak ölçümlenmektedir (8, 9).

3. OKB’NİN NÖROPSİKOLOJİK TEMELLERİ

 

İnsanların bilişsel ve davranışsal özelliklerini ölçen ve klinik alanda kullanılan testlerin çoğunluğunu nöropsikolojik süreçlerin değerlendirilmesine yönelik olan testlerin oluşturduğu söylenebilir (17). Özellikle psikiyatrik bozukluklarda tanı koyma, hasta takibi ve rehabilitasyon amacıyla kullanılan bu nöropsikolojik testler, OKB’nin de yer aldığı psikopatolojilerin nörolojik temelleri hakkında bilgi vermekte; bu tip hastalıklarda görülen bilişsel bozuklukların nedenlerini temellendirmemize yardımcı olmaktadır (13).

OKB’nin incelendiği çalışmalarda bilişsel süreçlerin incelenmesine yönelik kullanılan nöropsikolojik testler çoğunlukla çalışma belleği, kısa süreli bellek, sözel öğrenme, sözel akıcılık, dikkat, yönetici işlevler ve görsel-motor izlem beceriler ile ilgilidir. Rey Sözel Öğrenme ve Bellek Testi, Kontrollü Kelime Çağrışım Testi ve İşitsel Üçlü Sessiz Harf Sıralaması Testi bu becerilerin değerlendirilmesine yönelik kullanılan nöropsikolojik testlerden birkaçıdır (16).

Beyin görüntüleme tekniklerinin kullanımı da OKB ile ilgili temel bazı beyin bölgelerinin saptanmasına olanak sağlamıştır. Orbitofrontal korteks, anterior singulat korteks, bazal ganglionlar ve talamus bu beyin bölgeleri arasında yer almaktadır. Ayrıca, bu beyin alanlarının frontal-subkortikal döngülerle olan ilişkilerinin OKB’deki bilişsel bozulmalar üzerindeki etkisi araştırmacıların dikkatini çeken bir diğer noktadır (1). Örneğin, Harris ve Dinn (18) yaptıkları araştırma sonucunda obsesif kompulsif bozukluk tanısı almış bireylerin nöropsikolojik değerlendirilmeleri sonucunda, özellikle beynin prefrontal bölgesindeki fonksiyon bozukluğuna dikkat çekmişlerdir. Araştırmacılar ayrıca bu bölgedeki fronto-striatal döngüsünde aktif olan orbitofrontal korteks ve dorsolateral prefrontal neokorteksteki işlev bozukluklarının OKB’li bireylerde gözlemlenen bilişsel sorunlarla ilgili olabileceğini öne sürmüşlerdir. Aouizerate ve arkadaşlarının (19) yaptıkları araştırmada ise, SPECT, PET ve iMRG gibi beyin görüntüleme tekniklerinin kullanımıyla, OKB’li yetişkinlerde beyinde gözlemlenen kortikal kan akımında, beyin metabolizmasında ve aktivasyon düzeylerinde çeşitli değişiklikler olduğunu saptanmış; çocuk ve ergenlerden elde ettikleri bulgularda ise, talamus ve bazal ganglionlarda çeşitli değişiklikler olduğunu gözlenmiştir. Çocuk ve ergenlerle yapılan bir diğer araştırmada ise OKB’li olguların beyin işlevlerinin görüntülenmesi sonucunda bu kişilerin prefrontal kortekslerindeki metabolizma hızında ve bu bölgedeki kan akış hızının kontrol olgularına nazaran daha fazla olduğu saptanmıştır. Araştırmacılar, bu farklılaşmanın nedenini, genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle beynin frontostriatal bölgesindeki sinir ağlarında farklı sinir tutulumlarına dayandırmışlardır (20).

4. OKB’DE BİLİŞSEL SÜREÇLER VE BELLEK BOZUKLUKLARI

Psikiyatrik bozukluklarda bellek işlevlerinin incelenmesinin, hastalığın erken tanı ve tedavisinde büyük fayda sağlayabileceği ileri sürülmekte; bozuklukların bilişsel süreçler yönünden incelenmesi aşağıdaki olası nedenlere bağlanmaktadır (10):

  • OKB, depresyon ve şizofreni gibi psikiyatrik bozukluklarda bilişsel fonksiyonların hastalığın şiddeti ve gözlemlenen semptomlarına göre farklı şekillerde etkilenebilmesi,
  • Bellek, dikkat ve öğrenme gibi süreçlerde bulgulanan bozulmaların OKB’nin de içinde yer aldığı çeşitli psikiyatrik hastalıkların belirtileri arasında yer alabilmesi,
  • Psikiyatrik bozukluklardan kaynaklanan bazı yakınmaların bilişsel süreçleri doğrudan etkiliyor olabilmesi,
  • Travma sonrası stres bozukluğunda olduğu gibi bilişsel işlevlerdeki bozulmaların psikiyatrik bozuklukların semptomlarının gelişmesinde etkili olabilmesi.

Psikiyatrik hastalıklardaki bellek süreçlerinin anlaşılabilmesi için bu rahatsızlıklardaki bilgi işleme kuramlarının incelenmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle Beck’in Bilişsel Şema Kuramı ve Bower’ın Çağrışım Ağı Kuramlarında bilginin hem kodlanması hem de anımsanabilmesi için, özellikle, konuyla ilgili şemanın aktif olmasının hatırlamada kolaylaştırıcı bir etki yarattığı görüşü savunulur. Bu iki kurama göre, OKB’li bireyin endişe içeren bir kelimeyi kodlayabilmesi ve hatırlayabilmesi nötr bir kelimeye göre daha kolay olacaktır. Ya da, yüksek anksiyeteye sahip bireyler bellek testlerinde tehdit içeren uyaranları tehdit içermeyenlere nazaran daha çok hatırlayacaklardır. OKB’nin de içinde yer aldığı anksiyete bozukluklarında kişiler tehlike ya da tehdit içeren bilgiye (görsel-uzamsal bellek ve sözel bellekteki bozukluktan dolayı) daha fazla duyarlılık göstereceklerdir. Bu durum, OKB’li kişilerin tehlike ya da tehdit içeren bilgilere öncelik vermek suretiyle; bu tür bilgilere karşı yanlı bir bilişsel işlem sürdürdüğünü göstermesi açısından dikkat çekicidir (10).

OKB’deki bilişsel süreç araştırmalarında hastalığın semptomları arasında görülen; “patolojik bir şekilde şüpheci olmak” ya da “sık sık kontrol etme davranışlarında bulunmak” gibi obsesyon ve kompulsyonların kişinin düşünce sisteminde yarattığı bozulmalar başı çekmektedir. Özellikle beynin frontostriatal sistemindeki işlev bozukluğunun OKB’li bireylerde anormal ve belirli tip bilgi işleme süreçlerine neden olduğu düşünülmektedir (21).

Genel olarak OKB’li bireylerde tespit edilmiş olan bilişsel süreçler şu başlıklar altında toplanmaktadır (2):

  1. Düşünce süreçleri: OKB tanılı hastaların, genellikle, beyinlerinde tekrarlayan kelimelerle ve kısa söylemlerle (phrases) meşgul oldukları bilinir. Kişi bu düşüncelerden kurtulmak için bilinçli bir çaba gösterse de çoğu zaman başarılı olamamaktadır.
  2. Beyindeki resimler: Bu hastaların çoğu zaman beyinlerinde gerçekleşmesi muhtemel olmayan olayların imajlarını oluşturma eğiliminde oldukları bilinir. Bunlar arasında, aile bireylerinin öldüğünü görme, kişinin kendisini birine şiddet uygularken görmesi ya da kendinsin yer aldığı cinsel içerikli imajlar oluşturması sayılabilir.
  3. Şüpheler: Bu hastaların, genellikle, geçmişte yaptıkları ya da yapmamış oldukları eylemler konusunda şüphe duydukları gözlemlenmiştir. Örneğin, bu kişiler evlerinin pencerelerini kapatıp kapatmadıkları veya ütüyü fişte unutup unutmadıkları konusunda şüphe duyabilirler.
  4. Karasızlık: En basit bir karar verme aşamasında dahi bu kişiler, neyi yapıp yapmayacakları konusunda yoğun düşünceler ile savaşırlar.
  5. Mükemmeliyetçi düşünce tarzı: Bu kişiler çoğu zaman, aslında diğer insanların üzerinde durmayacakları şeyler üzerine yoğunlaşıp, her şeyin belli bir düzen içerisinde olması gerektiğini düşünürler.

4.1. OKB’DE BELLEK İŞLEVLERİNİN İNCELENDİĞİ BAZI ARAŞTIRMALAR

OKB tanısı almış hastalarda görülen bilişsel işlev bozukluklarının nedenlerinin araştırıldığı bir meta analiz çalışmasının sonuçları, hastalıktan en çok etkilenen bilişsel işlevlerin, sözel olmayan bellek ve görsel-uzamsal bellek olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmacılar, özellikle bu bellek türlerinde görülen bozulmaların, OKB’li hastaların beylerinin sağ meziyal temporal bölgesindeki olası bir lezyondan kaynaklanabileceğini öne sürmüşlerdir (1). Orbitofrontal korteks fonksiyonları içinde yer alan yönetici ve duygusal işlev mekanizmalarının, OKB’de gözlemlenen patolojik süreçlerle ilişkisinin incelendiği diğer bir çalışmada ise, OKB’li hastaların özellikle çalışma belleği ve görsel hafıza fonksiyonları açısından bozukluk gösterdikleri tespit edilmiştir (22). Araştırmacılar bu durumun, OKB’de gözlemlenen şüphe ve kontrol etme kompulsyonlarının da nedeni olabileceğini ileri sürmüşlerdir.

OKB’li hastaların sözel hafıza performanslarının, bilgiyi organize etme stratejilerinin ve uyaran özelliklerini analiz etme sürelerinin kontrol grubu ile karşılaştırıldığı çalışmalar (14), OKB’li hastaların sözel hafıza performanslarının kontrol grubuna göre çok daha düşük olduğunu göstermektedir. Ayrıca, hafıza testlerinde OKB’li hastaların daha az organizasyon stratejileri kullanması ve uyaranları daha uzun sürede kategorilere ayırması araştırmaların önemli sonuçları arasında yer almaktadır.

Constans, Foa, Franklin ve Mathews’in (23) yaptıkları çalışmada kontrol etme kompulsyonları olan OKB olguları ile olmayan kontrol olguları bellek işlevleri yönünden karşılaştırılmıştır. Araştırmanın sonuçları, kontrol etme kompulsyonları olan OKB olgularının kontrol grubuna nazaran güvensiz konumda bırakılan nesneleri güvenli konumda bırakılanlara göre daha iyi hatırladıklarını göstermiştir. Araştırmacılar bu sonucu, bellek testlerinde, kontrol etme kompulsyonları olan OKB olguları gibi yüksek anksiyeteye sahip bireylerin tehdit içeren uyaranları tehdit içermeyen uyaranlara nazaran daha çok hatırladıkları şeklinde yorumlamışlardır. Benzer şekilde, kontaminasyon korkusu (kirlilik korkusu) olan OKB olguları ile sağlıklı kontrol olgularının bellek süreçleri bakımından karşılaştırıldıkları bir çalışmada da, OKB olgularının kirli nesneleri temiz nesnelere göre daha iyi hatırladıkları tespit edilmiştir (24).

Foa, Amir, Gershuny, Molnar ve Kozak’ın (25) yapmış olduğu diğer bir çalışmada OKB tanısı almış hastalar ile sağlıklı bireyler bellek taraflılığı ve belleklerine olan güven bakımından karşılaştırılmıştır. Çalışmada, bir gürültü eşliğinde sunulan kelime listesini OKB olgularının hatırlamakta kontrol olgularına nazaran daha fazla zorlandıkları görülmüştür. Ayrıca, OKB’li olguların gürültü şiddetini kontrol olgularına göre daha gürültülü buldukları da tespit edilmiştir. OKB’li hastaların tanıma görevinde, belleklerine olan güvenlerinin kontrol grubuna göre düşük bulunduğu başka araştırmalar da vardır (21). Bu bulgular, OKB’li hastaların bellek sorunlarına eşlik eden çeşitli algı ve dikkat sorunları da yaşadıklarını düşündürmektedir.

OKB’de görülen komorbid semptomların, hastaların bellek süreçlerine etkisinin incelendiği çalışmalar, depresyon düzeyi yüksek olguların depresyonu olmayan OKB olgularına ve sağlıklı olgulara nazaran sözel olmayan bellek fonksiyonlarının daha düşük olduğunu ortaya koymuştur (26). Depresyonu olmayan OKB olgularının bilişsel işlevler açısından sağlıklı kontrol olguları ile karşılaştırıldığı bir araştırmada ise (27), OKB’li olguların kısa süreli bellek, örüntünün tanınması, dikkatin kaydırılması ve planlanma becerileri bakımından sağlıklı kişilere göre bir fark göstermediği tespit edilmiştir. Ancak, uzamsal çalışan bellek, uzamsal tanıma, hareketin başlatılması ve yürütülmesi fonksiyonlarında OKB olgularının sağlıklı kişilere nazaran daha kötü performans gösterdikleri görülmüştür. Ayrıca, OKB’li hastaların gecikmeli (delayed) bellek, tepki yavaşlatma (response inhibition) ve alternation learning puanlarında kontrol grubuna göre daha kötü performans gösterdiklerini ortaya koyan araştırmalar da bulunmaktadır (28).

Obsesif kompulsif kişilik özelliklerinin, obsesif kompulsif bozukluktan bağımsız olarak, çalışma belleği ve dikkat gibi önemli iki yönetici işlev üzerindeki etkilerinin incelendiği araştırmalar, OKB kişilik özelliklerine (kuralcılık, düzen, mükemmeliyetçilik… vb.) sahip olguların nörobilişsel görev performanslarının (örn., çalışma belleği) organizasyonel yetilerindeki yetersizliğe bağlı olarak düşük olduğunu göstermiştir (29).

5.  SONUÇ

OKB’nin nöropsikolojik açıdan değerlendirildiği araştırmalar hastalığın patofizyolojisini, beynin prefrontal kortikal ve striatal bölgelerdeki fonksiyon bozukluğuna bağlamaktadırlar (29, 30). Özellikle orbitofrontal-limbik sistem (amigdala ve hipokampüs) ağındaki bozukluğun OKB’ye neden olabileceği düşünülmektedir. Nörofizyolojik bulgular ise, OKB semptomlarının kaynağının beyindeki serotonin (5HT olarak da adlandırılır) miktarındaki dengesizlikten kaynaklandığını göstermektedir (2).

OKB tanılı hastaların genellenebilir bir kognitif bozukluk göstermedikleri özellikle çalışma belleğinde, kısa ve uzun süreli bellekte, yönetici işlevlerde ve görsel hafıza işlevlerinde bozukluk gösterdikleri ileri sürülmektedir (31). Bu bozuklular OKB’li kişilerin bilginin kodlanması aşamasında kendilerinde endişe uyandıran uyarıcılara karşı yanlı bir dikkat gösterirken; daha sonra kodlanan bu bilgi üzerinde daha derin bir bilgi işleme yapmamaları ile açıklanmaktadır. Başka bir ifade ile OKB’li kişiler duyusal olarak kodlamasını yaptıkları uyarıcı hakkında derin işleme yapamamakta, bu da uyarıcı hakkında şüphe duymalarına neden olmaktadır.

OKB’deki bellek fonksiyonlarının incelendiği araştırmalar, araştırma konuları, kullanılan yöntemler ve elde edilen sonuçlar açısından kendi içlerinde gruplandırılabilir. Örneğin, araştırma konuları açısından bir gruplandırma yapmak gerekirse, bir grubu OKB’de bellek fonksiyonlarındaki bozuklukları algısal ve dikkate yönelik süreçlere bağlamaya çalışan araştırmaların oluşturduğunu söyleyebiliriz. Bu araştırmaların vurguladıkları temel nokta, OKB’deki bellek bozukluklarının uyaranın niteliğinden kaynaklandığı görüşüdür. Bu görüşe göre, OKB’li kişler uyaranın kodlanması aşamasında, eğer bu uyaran içinde bulundukları ruhsal durumla uyumlu bir uyaran ise, bu uyarana karşı yanlı bir dikkat sergileyeceklerdir. Ancak, sıra bu uyaranın zihinde derin işlenmesine geldiğinde OKB’li kişiler dikkatte gösterdikleri performansı gösterememektedirler. Bu da OKB’deki bellek bozukluklarına işaret etmektedir. Çoğunlukla OKB’deki dikkat ve algı araştırmalarının işaret ettiği bu bellek sorunları, çeşitli nöropsikolojik araştırmalar ışığında anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmalar, hastalığın patofizyolojik özelliklerinin beyindeki bellek merkezleriyle ilişkisini göstermesi açısından önem taşımaktadır. Bu araştırmalara göre, özellikle, beynin hipokampal alanları ve fronto-striatal döngüler içerisindeki işlevsel bozukluklar, OKB’de bulgulanan bellek sorunlarının temelini oluşturmaktadır (32).

Literatürde OKB’de görülen yürütücü işlev bozukluklarında hastalığın diğer eksen I ve eksen II bozuklukları (depresyon ve şizotipal kişilik) ile birlikteliğinin etkisinin incelendiği çalışmalarda mevcuttur. Bu araştırmalar, çoğunlukla OKB’nin komorbit koşulları ile gözlemlenen bellek sorunları arasında bir ilişki olup olmadığına yöneliktir. Bu araştırmalar, pek fazla tutarlı sonuçlar vermese de, genel olarak OKB’de sözel olmayan bellek ve görsel uzamsal bellek fonksiyonlarında bozukluklar bulgulanmıştır. Fakat bu araştırmalar arasında OKB’de bulgulanan bellek sorunlarını sadece organizasyon stratejilerindeki bozukluğa ya da görsel hafıza bozukluklarına bağlayanlar da bulunmaktadır.

Özetle, araştırma konuları açısından bakıldığında, OKB’de bellek fonksiyonlarının araştırılmasının çoğunlukla nöropsikolojik temellendirme ve komorbit koşullar açısından yapıldığı görülmektedir. Bu araştırmaların örneklemlerini ise, çoğunlukla yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Buna göre, ilerde yapılacak araştırmalarda, OKB patolojisinin farklı yaş gruplarındaki kişileri (çocuk-yetişkin gibi) bellek işlevlerinin de içerisinde yer aldığı farklı bilişsel süreçler bakımından karşılaştırmalı olarak incelenmesi önerilebilir. Hastalığın insan bilişi üzerindeki etkilerinin gelişimsel özellikler ile nasıl bir etkileşim içerisinde olduğunu anlamamız açısından büyük fayda sağlayabilecek olan bu gibi araştırmalar; aynı zamanda tanı koyma ve erken müdahale gibi tedavide büyük önem taşıyan süreçleri kolaylaştıracaktır. Son olarak, OKB’deki bilişsel bozulmaların hastaların yaşam kalitelerine olan etkilerinin incelenmesi gibi, klinik açıdan ve terapatik uygulama açısından fayda sağlayacak farklı boyutların da araştırma kapsamına alınmasının, bu konuda yapılacak yeni araştırmaları yönlendirici nitelikte olacağı düşünülmektedir.

         Kaynaklar

  1. Kıvırcık BB, Alptekin K. Obsesif kompulsif bozukluk ve bilişsel işlevler. Demans Dergisi 2003; 3: 64-68.
  2. Royal College of Psychiatrists. Obssesive Compulsive Disorder (OCD). London: Royal College of Psychiatrists’ Public Education Editorial Board. 23 Mayıs 2008 tarihinde www.rcpsych.ac.uk adresinden elde edildi.
  3. Harvard Mental Health Letter. Obssesive-compulsive disorder: Battling persistent unwanted thoughts and senselessly repeated actions. Harvard Medical School 2005; 22(4): 1-3.
  4. National Institude of Mental Health. Do you feel trapped in a pattern of unwanted and upsetting thoughts? A real illness: Obssesive compulsive disorder. National Institiude of Mental Health, US Department of Health and Human Services. (NIH Publication Number: 00-4676. 23 Mayıs 2008 tarihinde http://www.nimh.nih.gov/publication/index.cfm adresinden elde edildi.
  5. Cognitive Behavioural Explanation of OCD. Psychology-Psychopathology-Obssesive Compulsive Disorder. 16 Mayıs 2008 tarihinde www.poorlad.com/psychology/psychopathology/obssesive.pdf adresinden elde edildi.
  6. Uğuz F, Aşkın R, Çilli AS. Obsesif kompulsif bozukluğun eksen I ve eksen II bozuklukları ile birlikteliği. Türkiye’de Psikiyatri 2006; 8(1):1-5.
  7. Ayçiçeği A, Dinn WM, Harris CL. Obssesive compulsive disorder: patterns of axis-II comorbidity in a Turkish OCD sample. Int J Psychiatr Clin Pract 2004; 8: 85-89.
  8. Gabrieli JDE. Cognitive neuroscience of human memory. Annu Rev Psychol 1998; 49: 87-115.
  9. Solso RL, Maclin MK, Maclin OH. Bellek & Bellek Modelleri. In: Bilişsel Psikoloji. Ayçiçeği-Dinn A (Çeviri Ed.) İstanbul: Kitapevi, 2007, 198-278.
  10. Karabekiroğlu K, Gımzal A, Berkem M. Psikiyatrik bozukluklarda bellek sorunları. Anadolu Psikiyatr Derg 2005; 6: 188-196.
  11. Phelps EA. Human emotion and memory: Interactions of amygdala and hippocampal complex. Curr Opin Neurol 2004; 14: 198-202.
  12. Guyton, AC, Hall JE. The Textbook of Medical Physiology. 11th ed., Philadelphia: W. B. Sounders, 2005.
  13. Karakaş S. Nöropsikoloji bilimi: tanım, faaliyet alanları, ülkemizdeki durumu. Türk Psikoloji Bülteni 1996; 2(4): 21-26.
  14. Sawamura K, Nakashima Y, Inoue M, Kurita H. Short-term verbal memory deficits in patients with obssesive-compulsive disorder. Psychiatry and Clinical Neuroscience 2005; 59: 527-532.
  15. Olley A, Malhi G, Sachdev P. Memory and executive functioning in obsessive-compulsive disorder: a selective review. J Affect Disord 2007; 104: 15–23.
  16. Akdede KBB, Alptekin K, Akvardar Y, Kitiş A. Obsesif kompulsif bozuklukta yaşam kalitesi: bilişsel işlevler ve klinik bulgular ilişkisi. Türk Psikiyatri Dergisi 2005; 16(1): 13-19.
  17. Gürvit İH, Baran B. Demanslar ve kognitif bozukluklarda ölçekler. Nöropsikiyatri Arşivi 2007; 44: 58-65.
  18. Harris LC, Dinn WM. Subtyping obsessive-compulsice disorder: neuropsychological correlates. Behav Neurol 2003; 14: 75-87.
  19. Aouizerate B, Guehl D, Cuny E ve ark. (2004) Pathophysiology of obsessive-compulsive disorder: a necessary link between phenomenology, neuropsychology, imagery and physiology. Prog Neurobiol, 72: 195-221.
  20. Öner P, Öner Ö, Aysev A, Küçük Ö, İbiş E. Obsesif kompulsif bozukluk ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocukların serebral kan akışlarının karşılaştırılması. Türk Psikiyatri Dergisi 2008; 19(1): 13-18.
  21. Karadağ F, Oğuzhanoğlu N, Ozdel O, Atesci FC, Amuk T. Memory functions in patients with obssesive compulsive disorder and the problem of confidence in their memories: A clinical study. Croat Med J 2005; 46(2): 282-287.
  22. Evans DW, Lewis MD, Iobst E. The role of the orbitofrontal cortex in normally developing compulsive-like behaviors and obsessive-compulsive disorder. Brain Cogn 2004; 55: 220-234.
  23. Constans JI, Foa EB, Franklin ME, Mathews A. Memory for actual and imagined events in OC checkers. Behav Res Ther 1995; 33: 665-671.
  24. Radomsky AS, Rachman S. Memory bias in obsessive-compulsive disorder (OCD). Behav Res Ther 1999; 37: 605-618.
  25. Foa EB, Amir N, Gershuny B, Molnar C, Kozak MJ. Implicit and explicit memory in obsessive-compulsive disorder. J Anxiety Disord 1997; 11: 119-129.
  26. Moritz S, Kloss M, Jahn H, Schick M, Hand I. Impact of comorbid depressive symptoms on nonverbal memory and visuospatial performance in obsessive compulsive disorder. Cogn Neuropsychiatry 2003; 8(4): 261-272.
  27. Purcell R, Maruff P, Kyrios M, Pantelis C. Neuropsychological deficits in obsessive-compulsice disorder: A comparison with unipolar depression, panic disorder, and normal controls. Arch Gen Psychiatry 1998; 55: 415-423.
  28. Ayçiçeği A, Dinn WM. Harris CL, Erkmen H. Neuropsychological function in obssesive compulsive disorder: Effects of comorbid conditions on task performance. Eur Psychiatry 2003; 18(5): 241-248.
  29. Ayçiçeği A, Dinn WM, Caldwell-Harris CL. Obsessive-compulsive personality traits: compensatory response to executive function deficit. Int J Neurosci (baskıda).
  30. Williams L, Wilkins L. Neurological abnormalities in schizophrenia and OCD. Curr Opin Psychiatry 2004; 17(3): 215-220.
  31. Siviero MO, Rysovas EO, Juliano Y, Del Porto JA, Bertolucci PHF. Eye-hand preference dissociation in obssesive compulsive disorder and dislexia. Arq Neuropsiquatr 2002; 60(2-A): 242-245.
  32. Purcell R, Maruf P, Kyrios M, Pantelis C. Cognitive deficits in obssesive-compulsive disorder on tests of frontal-striatal function. Biol Psychiatry 1998; 43: 348-357.
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yukarı Çık