Şizofreni’de Bilişsel Rehabilitasyon, Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinin İşlevi

29 Temmuz 2014
3.705 kez görüntülendi

Şizofreni’de Bilişsel Rehabilitasyon, Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinin İşlevi

Şizofreni’de Bilişsel Rehabilitasyon, Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinin İşlevi

ve Trabzon Kanuni E.A.H. Toplum Ruh Sağlığı Merkezi

Hakan Yılmaz

hakanyilmaz61[at]gmail.com

“8 yıl evden dışarı adım atmadım. Balkona dahi çıkmadım. Pencerelerden bile uzaktım. Sanki bir hapishanede yaşıyordum. Kendi dünyam ile meşgul olduğumdan ailemle dahi ilgilenemedim. Keşke herkes ölse de yeryüzünde bir tek ben kalsam ancak o zaman rahatlarım diyordum.” (G.B., Kadın)

“Hep gölgelerde yaşadım. Kendimi kimseye açamadım, gizlendim. Beni nasıl görmeleri gerekiyorsa, nasıl istiyorlarsa öyle davrandım, öyle yaşadım. ” (A.İ., Erkek)

“Kendi kabuğumdaydım. Benim için dünyada sadece ben ve eşim vardı. Her an tekrar hastalanacağım diye korku içinde bekledim. İnsanlarla iletişim kurmaktan kaçtım. Küçük bir çocuk karşıma geçse kendimi ona karşı bile savunamazdım. Kendimi hayatın bir kenarına itilmiş olarak hissettim.” (G.Y., Kadın)

Hepsi yakınımızda, belki de hayatlarımızın içinde, ya belli bir noktada yollarımız kesişti, ya da hayatımızın bir parçası oldular.

 Ama yine de hep ötekileştirdik, hep görmezden geldik, hep uzaklaştık, uzaklaştırdık.

Onlar kendilerine uzanan bir el beklerken o el tarafından itildiler, horlandılar, damgalandılar. İşlemedikleri, olmayan  bir suçun mahkumu yapıldılar ve cezasını çekmeye zorlandılar.

Onlar; şizofreni hastalığından muzdarip komşularımız, arkadaşlarımız, yakınlarımız, dostlarımız, kardeşlerimiz.

Şizofreni Bir Beyin Hastalığıdır

Şizofreni bir beyin hastalığıdır ve yaşam kalitesini düşüren en önemli hastalıklarından biridir. Şizofreninin ömür boyu görülme sıklığı DSM-IV’e göre genel nüfusta %0,5-1 olarak kabul edilmektedir.1  Ancak yeni yapılan meta analiz araştırmaları bu oranın 1000 kişide yaklaşık olarak 4 ile 7 arasında değiştiğini göstermiştir.2 Türkiye’de ise bu oranın diğer ülkelerdekilerden  daha fazla ve yaklaşık 1000 kişide 9 olduğu bildirilmiştir.3

Şizofreni hastalığının belirtileri 3 temel başlık altında incelenmektedir. Sanrılar, hezeyanlar, dezorganize düşünce, katatoni vs gibi belirtilerden oluşan pozitif semptomlar ile duygu küntlüğü, konuşma içeriğinde fakirleşme, uygunsuz duygusal tepkiler, sosyal içe çekilme vs gibi belirtilerden oluşan negatif semptomlar ve dikkat, hafıza, öğrenme, kavrama, soyutlama ve planlama becerisi vs. gibi yüksek seviyeli bilişsel işlevlerde ortaya çıkan yetersizliklerle kendini gösteren kognitif belirtiler.4

 

Şizofreni Tedavisinde Yaklaşımların Seyri

Psikofarmakolojik tedavinin keşfiyle birlikte 1950’lerde şizofrenideki tedaviler antipsikotik ilaçlarla halüsinasyon ve sanrılar gibi pozitif semptomlara yoğunlaşmıştı. Fonksiyonel iyileşmenin negatif semptomlarla yakın ilişkisi gözlemlendikçe tedavinin hedefi 1980’lerde anhedoni (zevk alamama), irade yitimi ve apati (duygusal küntlük) gibi negatif semptomlara kaydı. Pozitif semptomlar ve bir dereceye kadar negatif semptomlar psikofarmakolojik yöntemle tedavi edilebilmelerine rağmen günlük yaşam becerileri, sosyal alanda ve iş alanlarındaki fonksiyonel iyileşmelere dair “bağımsızlıkla” ölçülebilecek türden bir gelişme ve ilerleme sağlamadı. Şizofreni hastalarında kognitif bozuklukların hastalığın fonksiyonel sonuçlarıyla yakından ilişkili olduğunun  gözlenmesiyle birlikte 1990’larda, tedavinin odağı kognitif bozukluklar olarak tekrar belirlendi ve hastalığın temel ve kalıcı bir özelliği olarak kabul edildi.5

Fonksiyonel iyileşmedeki yetersizlik klinisyenlerin önünde aşılması gereken bir zorluk olarak duruyordu. Bu noktada psikofarmakolojik tedavinin yanında bilişsel rehabilitasyon müdahaleleri ve ona katkı sağlayacak sosyal beceri eğitimi, iş ve uğraşı terapileri, psikoeğitim ve aile terapileri gibi psikososyal tedavi yöntemleri devreye girdi. Son yıllarda bilişsel rehabilitasyona yönelik müdahale yöntemlerinin etkinliğini araştıran çalışmalar hastalığın iyi seyri ve etkili sonlanımında bu yöntemlerin önemini şüpheye yer bırakmayacak şekilde göstermiştir. 5

Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinin Kuruluşu

Ruhsal ve Zihinsel Hastalıkların anlaşılmasında ortaya çıkan bu yeni bakış açıları ve anlayışlar doğrultusunda Sağlık Bakanlığı da reform niteliğinde adımlar atarak ruh sağlığı hizmetlerinde toplum temelli modele geçiş yapmıştır. Resmi olarak 2006 yılında başlayan geçiş çalışmaları ruh sağlığı sisteminden faydalanacak  bireylerin tüm ihtiyaçlarını karşılayan entegre bir ruh sağlığı sistemi oluşturmayı hedefledi. 2011-2023 Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı kapsamında daha da geliştirilen bu model Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri (TRSM)’ni ortaya çıkardı.

TRSM’lerin amacı kendisine bağlanmış coğrafi bölgedeki şizofreni, şizoafektif bozukluk ve bipolar bozukluk tanısı almış ağır ruhsal rahatsızlığı olan hastaların  ve ailelerinin bilgilendirildiği, hastanın ayaktan tedavisinin yapıldığı ve takip edildiği; rehabilitasyon, psikoeğitim, iş-uğraş terapisi, grup veya bireysel terapi gibi yöntemlerin kullanılarak hastanın toplum içinde yaşama becerilerinin artırılmasını hedefleyen, psikiyatri klinikleri ile ilişki içinde çalışan ve gerektiğinde mobilize ekiple hastanın yaşadığı yerde takibini yapan birimlerdir. Merkezin ekibi ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı, psikolog, hemşire, sosyal hizmet uzmanı, iş-uğraşı terapisti yada usta öğretici, tıbbi sekreter, idari ve teknik personelden oluşmaktadır.6

Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinin Tedavi Programındaki İşlevi

TRSM’lerin günlük işleyişi içerisinde bilişsel rehabilitasyona yönelik müdahale programları, psikososyal beceri eğitimleri, iş ve uğraşı terapileri, bireysel ve grup terapileri, psikoeğitim programları ve bunların yanı sıra film terapisi, sosyal programlar bahçe düzenleme çalışmaları gibi çeşitli faaliyetler yürütülmektedir.

Bu merkezlerde gerçekleştirilen faaliyetler sonrasında gözlenmesi beklenen sonuçlar;

–          Günlük hayata ilişkin işlevlerde artış,

–          Sosyalleşme ve sosyal işlevsellikte artış,

–          Hastalığa ilişkin bilgi donanımında ve baş etme becerilerinde artış,

–          Bilişsel işlevlerde güçlenme,

–          Negatif semptomlarda, alevlenme dönemlerinde ve hastane yatışlarında azalmadır.

Günümüzdeki modern psikiyatrik yaklaşım hastalığın tedavisinde sadece hastaların değil ailenin ve toplumun da sürecin bir parçası haline getirilmesidir. Aile ve toplumun olumlu desteğini alabilmiş hastaların, hastalıkla baş etmede daha başarılı olduğu bilinmektedir. Bu amaçla ailelere yönelik aile eğitimleri ve aile grup terapileri de yürütülen programlar arasındadır. Ayrıca damgalanmaya yönelik toplumsal bilinçlendirme çalışmalarının gerçekleştirilmesi de Merkezin önemli görevlerinden biridir.

trsm_sekil

Şekil: Tedavi programının hedefleri ve genel işlevsellik arasındaki etkileşimin gösterimi.5

Kanuni E.A.H. Toplum Ruh Sağlığı Merkezi

Hastanemizin Numune Kampüsü bahçesindeki 2 katlı müstakil binada yeralan Merkezimiz 1 ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı (yarı zamanlı), 1 uzman psikolog, 3 hemşire, 1 sosyal çalışmacı, 1 usta öğretici, 1 tıbbi sekreter, 1 güvenlik görevlisi, 1 temizlik personeli ve 1 şoför ile hizmet vermektedir.

Her geçen gün sayısı artan bir şekilde Nisan 2014 tarihi itibariyle 140’dan fazla kayıtlı danışanı olan Merkez, günde yaklaşık 30-40 arası danışana ve ailelerine hizmet sunmaya devam etmektedir.

Merkezde tedavi takibi, rehabilitasyon ve eğitim çalışmalarının yanı sıra günlük gazete, televizyon, kütüphane, internet, bilgisayar, öğle yemeği, çay ve pasta ikramları gibi imkânlar da sunulmaktadır.

  

Ve…

“Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’ne geldikten sonra hayatım tamamen değişti. Çevrem bile bu büyük değişim karşısında çok şaşırdı. Korkularım hala devam ediyor ancak artık onlarla başa çıkabiliyorum. Yeniden insanlara güvenmeye başladım. Dışarı çıkamazdım her gün ağlardım fakat buraya geldikten sonra hayata karşı bakış açım değişti. Dışarıda ne oluyor ne bitiyor bilmezdim ama öğrendim. Artık evimin penceresinden bakabiliyor ve balkonuma çıkabiliyorum. Hatta çarşıya inebiliyorum. En güzeli de artık eşim ve çocuklarımla ilgilenebiliyorum.” (G.B., Kadın)

“Buraya geldikten sonra gölgelerde yaşayan ben, güneşte de yaşayabileceğimi öğrendim. Bir yarasa gibi karanlıkta yaşıyordum, insanlardan kaçıyordum. Tedavi sürecine girdikten sonra sosyal bir yaşamım oldu ve hayatım değişti. Hastalığımı kabullendim ve onu tanımaya başladım.” (A.İ., Erkek)

“Buraya gelmeye ve tedavi süreci başladıktan sonra içimdeki sıkıntılar tamamen gitti. İnsanlarla iletişimim arttı. Kendime güven kazandım. Önceleri bankaya bile gidemezken şimdi bankaya gidip işlerimi yardım almadan yapabiliyorum. Kendimi ifade edebiliyor ve hakkımı arayabiliyorum. Önceden sosyal ortamlara girmek benim için sorun olurken şimdi misafirliğe gidebiliyor ve misafir ağırlayabiliyorum. Önceden bunları yapmaktan kaçınırdım. Şimdi ise bunlar benim için kolaylaştı.” (G.Y., Kadın)

İçten bir anlayış, yüzde samimi bir tebessüm, yargılamadan ve yadırgamadan konuşmak onlar için tahmin edebileceğinizden de öte bir faydaya dönüşebiliyor. Bu insanları ötekileştirmeden, (hastalığı) parantez içine alarak onları kabullenmek yaşamları için en büyük destek olacaktır.

Danışanımız tarafından yazılmış bir hikaye:

Güllerin Dilinden Şizofreni

Çok güzel bir gül bahçem var. Herkes yetiştirdiğim güllere hayran. Nedendir bilinmez her isteyene hiç tereddüt etmeden herhangi gülü kesip vermişim. Kimseler anlam veremezmiş bu duruma. Birgün biri çıkagelmiş ve bahçenin en güzel gülünü istemiş benden. Ben de hiç tereddütsüz gülü yine kesivermişim ve isteyene uzatıvermişim ama o an bir şey olmuş sanki. Şimdiye kadar güllerimi isteyenler güllerin güzelliğine kapıldıkları için hiç farkedemedikleri bir şey. İşte onu o an gülü uzattığım kişi fark etmiş. Bahçıvanın gözleri bakar körmüş. Onun için yetiştirdiği güllerin hiçbir değeri yokmuş. Her isteyene koparıp veriverirmiş. Sadece kokuları ona yetermiş çünkü en kötü gülün bile çok güzel bir kokusu varmış. İşte o an gözünden iki damla yaş süzmüş gülü isteyenin. Yaptığının bencillik olduğunu anlamış ve güle değil bahçıvana aşık olmuş ve böylece gökten üç elma düşmüş. Biri güllere, biri bahçıvana yani bana biri de gülü isteyene yani bize yardım elini uzatan sizlere. İşte böyle. Bahçıvan kör olunca güllerin hiçbir değeri yok hayatta.   (A.İ.)

Hakan Yılmaz

Uzman Psikolog

Trabzon Kanuni E.A.H.

Toplum Ruh Sağlığı Merkezi

hakanyilmaz61[at]gmail.com

Kaynaklar:

  1. American Psychiatric Association (1994) Diagnostic and statistical manual of mental disorders: DSM-IV, 4th ed. Washington (DC): American Psychiatric Association. 886 p.
  2. Saha S, Chant D, Welham J ve ark.  A systematic review of the prevalence of schizophrenia. PLoS Med. 2005, 2: e141
  3. Binbay T, Ulaş H, Elbi H, Alptekin K. Türkiye’de psikoz epidemiyolojisi: yaygınlık tahminleri ve başvuru oranları üzerine sistematik bir gözden geçirme. Turk Psikiyatri Dergisi 2011;22:40-52
  4. Haro JM, Kamath SA, Ochoa S, Novick D, Rele K, Fargas A, et al. The clinical global impression—schizophrenia scale: a simple instrument to measure the diversity of symptoms present in schizophrenia. Acta Psychiatr. Scand. 2003;107:16–23(Suppl 416)
  5. Hegde S, Rao S. L, Raguram A, Gangadhar B N İçinde: Neuropsychological Rehabilitation-Principles and Applications, 1. Edisyon, Bölüm 7: Cognitive Remediation of Neurocognitive Deficits in Schizophrenia, Publisher: Elsevier Publication, Editors: Rajeswaran J, 2013, pp.123-146
  6. Sağlık Bakanlığı Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı, http://www.saglik.gov.tr/TR/dosya/1-73168/h/ulusal-ruh-sagligi-eylem-plani.pdf
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yukarı Çık